<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xml:lang="tr">
  <title>Abdullah Arık</title>
  <subtitle>Kişisel blog</subtitle>
  <link href="https://abdullaharik.com/feed.xml" rel="self" />
  <link href="https://abdullaharik.com/" />
  <updated>2010-09-14T00:00:00Z</updated>
  <id>https://abdullaharik.com/</id>
  <author>
    <name>Abdullah Arık</name>
  </author>
  <entry>
    <title>Dörtlükler - Ataol Behramoğlu</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/dortlukler-ataol-behramoglu/" />
    <updated>2010-09-14T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/dortlukler-ataol-behramoglu/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/4uoibb3XTJ-222.webp&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/4uoibb3XTJ-222.jpeg&quot; alt=&quot;Ataol BEHRAMOĞLU&quot; title=&quot;Ataol BEHRAMOĞLU&quot; width=&quot;222&quot; height=&quot;300&quot;&gt;&lt;/picture&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Elinde ne piyon kaldı, ne vezir, ne kale Düştü birbiri ardına atlar, filler Ama şah hâlâ direnmekte Yeni taşlar bulundu çünkü : Köpekler...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dörtlükler 1972 - &lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Ataol_Behramo%C4%9Flu&quot;&gt;&lt;em&gt;Ataol Behramoğlu&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Satranç, Sağlık ve Yaşamak - Nurettin REİS</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/satranc-saglik-ve-yasamak-nurettin-reis/" />
    <updated>2010-05-14T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/satranc-saglik-ve-yasamak-nurettin-reis/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;Değerli Satrançseverler, Sevgili Dostlarım, Meslek Arkadaşlarım,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben satranca 1992 yılında , 42 yaşındayken başladım. Beni öyle sardı ki, zaman içinde şunu anladım: Şayet satrancı lise çağlarında öğrenseydim Üniversite tahsilimi tamamlayamazdım. Satrançda ise günümüzün şampiyonları benle eşleştiğinde hafif ter dökmüş olurlardı.(!) ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2007 kasımında kızımın ağır rahatsızlığı üzerine dilim yabancı bir kitle tarafından esir alındı(!) Dil Kanseri...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Teşhisin ardından nette bir araştırma yaptım. Bu hastalığa yakalananların üçte biri ölmüştü. ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sevgili dostum Oğuz Adnan KILIÇ&#39; a telefon ettim:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-&amp;quot; Adnan ben b..u yedim. Yüzde 33 öleceğim. &amp;quot;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Cevap: -&amp;quot; Yaa..ne korkuyorsun. Yüzde 66 kardasın...&amp;quot; -&amp;quot; Adnan, dedim, % 66 ne karı? Sen benim hayatımla ticaret mi yapıyorsun? &amp;quot; ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk ameliyatımın 7. gününde İstanbul Birinciliği için hastaneden izin istedim. Doktorlar: -&amp;quot; Mümkün değil &amp;quot;dediler. Bana dostluğunu sunan kıymetli ve saygıdeğer doktorum Doc. Dr. Ender İNCİ (Cerrahpaşa T.F. KBB.) dedi ki: - &amp;quot; Bu hastalıkla başetmek için moral şarttır. Hastamız turnuva için izinlidir. O hayat moralini turnuvada bulacaktır. &amp;quot;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Turnuvaya sargılar, sonda ve koltuk altı desteğim olan (!) sevgili eniştem Cengiz’le gittim. Ameliyat ve yorgunluğun verdiği performans düşüklüğü derken cep telefonum çaldı ve kurallar gereği maçı kaybettim. Ertesi gün bir hafta süren bir enfeksiyona yakalanmıştım. ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2. Nüks (metastaz) de şah damarım by-pass yapılacaktı. Riskli bir ameliyat. Tehlikeli. ..Doktorum bana: -&amp;quot; Yüzde elli ölüm riskin var” dedi. -&amp;quot; Gülerek,..Yaaa. ..” dedim. “ Madem gideceğim.. Birak da birkaç turnuva daha oynayayım..&amp;quot; dedim ve bir kez Almanya’ya iki kez de Bulgaristan&#39; a turnuvalara gittim. Burgaz&#39;da fenalaştım. Ameliyata dönmek için değerli yol arkadaşım Metin HATIPOĞLU&#39; nu yalnız bırakmak zorunda kaldım. ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2010 Ocak ayında 3. nüks geldi...Tekrar şah damarı...Namussuz yaman bir yere kafayı takmıştı(!)...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2 yıl icinde 4. kez narkoz alıyordum. Narkoz bana neylerdi ki... Son ameliyatın ortasında narkozdan çıktım. Anında durum değerlendirmesi yaptım: &amp;quot; Ooohhhh... Henüz ölmemişim, yırttık yaaaaa...&amp;quot; diye ferahladım. Ameliyatı doktorlarla beraber yaptık...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şuurum yerindeydi fakat hareket edemiyordum. Solumda karnı omuzuma değen bir asistan vardı. Omuzumla ona şöyle bir tıkladım:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-&amp;quot; Hasta kımıldadı. &amp;quot; dedi. Ama üzerinde durmadılar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Doktor dikiş iğnelerini bulamıyordu, &amp;quot; Nerede 7 numara, yok...6 numara... Yok... 3 Numara Yok. Ama tek taraflısı var..&amp;quot;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-&amp;quot; Ohhh... Gene yırttık...&amp;quot; Bu arada:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-&amp;quot; Eyvah, gaz ver!, gaz ver! &amp;quot; sesleri yükseldi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;- &amp;quot; Ne gazı bu yahu? &amp;quot; diye tiril tiril titremeye başladım...Oksijen? Azot CO? Hayır. Gazlı bez imiş...Neyse kanama durduruldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Doktorlarım iç motivasyonumun yüksekliğine hayran kalıyorlardı. Asistanlardan biri: -&amp;quot; Bu hasta var ya bu... Bundaki moral ve motivasyon müthiş...İnanılmaz. ..&amp;quot; diyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ameliyatın sonuna doğru Asisstanlardan biri Operatöre: -&amp;quot; Eeee, Hocam Ameliyat çok iyi geçti. Artık tatlı ısmarlarsın. ..&amp;quot; dedi...Ben anlaşılmaz seslerle mırıldandım :&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-&amp;quot; Tttatlııııılarrrrr benndennnnn. .&amp;quot; -&amp;quot; A hasta uyanmış&amp;quot; Asistanlardan biri : -&amp;quot; O hiç uyumadı ki...2 yıldan fazladır izliyoruz..&amp;quot; dedi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ameliyattan sonra Doktor ve Asistanlarla sohbet koyulaşıyor: -&amp;quot; Sen çok şanslısın. İyiki ameliyat sırasında biz İmam&#39;ı çağırmadık.. .&amp;quot; -&amp;quot; Ne demek? &amp;quot; dedim. -&amp;quot; İmam bizim teknisyenin adıdır. İmam, İmam, koş...Diye çağırsaydık sen altına ederdin. &amp;quot; dediler. ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Doktorum bana derdi ki:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-&amp;quot; Her hastamın moral ve motivasyonu sizinki kadar olsaydı ben hasta kaybetmezdim. &amp;quot; ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Değerli Arkadaşlar,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hayat moral ve motivasyondur. Bu hastalıkla başetmenin yolu da budur. Ben babamı, kardeşimi, amcalarımı ve dedelerimi bu hastalığa verdim. Hamdolsun ben devam ediyorum. Birkaç kaliteli turnuva daha...Aileme karşı daha iyi bir baba olmak, mesleki kariyerim...Yaşamak çok güzel... ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Doktorum ölüm riskinin yüksekliğini açıkladığında : -&amp;quot; Tanrım, dedim 10 kaliteli turnuva daha yaşayayım sonra al canımı...&amp;quot;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Saydım 22 turnuva oynamışım. Sevgili dostum Metin ASILKEFELİ&#39; yi aradim: -&amp;quot; Dostum, 10 turnuvayı geçtim. Acaba kalitesiz turnuvaları azrail saymıyormu? Hala yaşıyorum... &amp;quot; dedim. O cevapladı. -&amp;quot; Onun rakamlarında 10 yoktur belki de &amp;quot; dedi. &amp;quot; 8, 9, 11 , 12......&amp;quot; ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Oguz Adnan KILIÇ, 1954, Kdz. Ereğli..Küçüklerin satranç hocası. Felç geçirdi, sağ tarafı tutmuyor. Ona bir gün dedim ki: -&amp;quot; Adnan, sağ tarafın felç. Sol tarafın çalışıyor. Bir soru: Orta direk sağda mı, solda mı? &amp;quot; Hararetle cevapladı: -&amp;quot; Tabii ki solda, çok iyi çalışıyor. .. &amp;quot; Ben de: -&amp;quot; Gel bunu bir bilene soralım Adnan “ dedim. Cevabını yazmayacağım. ..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir gün Adnan&#39;la konuşuyoruz: Soruyor cevaplıyorum: -&amp;quot; Reis, tansiyonun nasıl? -&amp;quot; Mükemmel...&amp;quot; -&amp;quot; Kalp, damar?&amp;quot; -&amp;quot; No problem...&amp;quot; -&amp;quot; Şeker? &amp;quot; -&amp;quot; 90-93 harika balans...&amp;quot; -&amp;quot; Kollestrol?&amp;quot; -&amp;quot; Tam eksende..&amp;quot; -&amp;quot; Laboratuvar testleri? -&amp;quot; Tam ortalama..&amp;quot; Hayretle haykırdı:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-&amp;quot; Yav Reis, sen hasta degilsin ki...&amp;quot; -&amp;quot; Tabii değilim, oğlum, sadece azıcık kanser...&amp;quot; diye cevapladim. ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her fırsatta Kdz. Ereğli&#39;ye gidiyorum ve arkadaşlarla hızlı turnuva oynuyoruz. Ameliyatlarım ve işlerimin yoğunluğu nedeniyle performansım düşük (maazeret ya resulallah..) 5 de 1.5- 2 ancak yapabiliyorum. Arkadaşlar bana hiç de acımıyor...Birgün berberimiz Seyfi arkadaşları fena firçaladı: -&amp;quot; Hiç utanmıyormusunuz...Dernek Baskanınız, hocanız, ağabeyiniz, bunca çileli Reis abimizi acımasızca yenerek İstanbul&#39;a göndermekten utanmıyormusunuz?&amp;quot;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu Seyfi&#39;nin fikri. Ben mucadeleyi severim. Acınmayı değil. Birgün performansım düzelecek de ..fazla da zaman kalmadı ki....&amp;quot; ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hastalanmamdan bu yana 2.5 yıl geçti. Sonuc: İşlerimi hiç aksatmadım. Mühendisim ve Türkiyenin sayılı (!) İş Güvenliği Uzmanlarından biriyim(?). Mesleğimi çok seviyorum. İnsanları, işçileri, çalışanlari iş kazalarına karşı uyarmak bilgilendirmek ve korumak çok güzel. Ameliyat olmak üzere Hastaneye yatmadan bir gün evvel akşamına kadar çalıştım. Cuma akşamı Hastaneden kendim zorlayarak çıktım. Pazartesi günü zamanında işbaşı yaptm. Genel Müdürüm dedi ki: -&amp;quot; Niçin işe geldin? Hani istirahat? Git yat, iyileş gel! &amp;quot; -&amp;quot; İstirahat ? İsti-rahat? Ben işyerimde rahat ediyorum. İsti&#39; ye sıra gelince : Ben çalışmak istiyorum.. O zaman daha çabuk iyileşirim. &amp;quot; Üçüncü gün işyerimde fenalaştım ve eve gitmek zorunda kaldım. Eeee, herşeyin bir haddi var değil mi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Arkadaslar, Çalışmak en iyi tedavidir. Hayata bağlanmak, çalışmak, satranç oynamak, ailesine sahip çıkmak en güzel değerlerdir. ...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Doktorum ameliyatin risklerini sıraladı: -&amp;quot; Kısmi veya ağır felç, ölüm v.s...&amp;quot; -&amp;quot; Doktor, &amp;quot; dedim. &amp;quot; Tek kol ve beynim sağlam kalmak üzere bisturi salla! Satranç için bunlar yeterli. Zaten satranç oynayabiliyorsam her şeyi de oynarım(!) Ameliyat sırasında baktınız durum kötüye gidiyor, zihin özrü yolda, satranç oynayamaz... Bas bıçağı, kes kalanları, gönder beni gideyim. Satrançsız bir dünya istemiyorum. &amp;quot;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-&amp;quot; Öyle olmuyor, &amp;quot; dedi. &amp;quot; Bunlar ancak ameliyattan sonra belli olur.&amp;quot; -&amp;quot; Eyvah... İste o zaman kötü. Durum kontrol dışı demek.&amp;quot;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi mi? Satrancı kötü oynuyorum. Sevgili ve Değerli Hocam Hayri ÖZBİLEN&#39; i 14 yıldır henüz yenemedim. Olsun...O zaten hocam ve ağabeyim. Ben yenecek adam bulurum...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu Sağlık Seyahatimde bana en büyük desteklerden biri de (başta ailem, kardeşlerim, tüm yakınlarım ve 1972 İTÜ Makina Fakültesi mezunu sınıf arkadaşlarım olmak üzere) Değerli dostum Askın TAŞAN&#39; dır. Yarın Askın&#39; ın takımı ÇENESUYU ile Kulüpler Şampiyonası maçımız var. 1. masada Sn. Zeki SAYBER&#39; le oynayacağım. Maçı kaybedersem üç sebebi vardır:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1. SAYBER benden güçlüdür. 2. Askın Hocama ve takımına kıyamadım(!) 3. Bu yazımı yazarken çok yoruldum... (Sonuçta maçımı kaybettim. Sebep 1. madde...)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıyı sonuna kadar okuyanlarla lütfen görüşelim... Burada sağlık açısından daha enteresan olup da yazamadıklarım var. Esenkalın,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Saygı, sevgi ve selamlarımla,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Nurettin REİS&lt;/strong&gt; Hayata Bağlı Biri&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaynak: &lt;a href=&quot;http://forum.satranc.biz/viewtopic.php?t=2015&quot;&gt;Özgür Satranç Forum&lt;/a&gt;, &lt;a href=&quot;http://isd1943.org.tr/koseyazisi.asp?haberID=314&quot;&gt;İstanbul Satranç Derneği&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Satranç Dersleri - İlhami Çiçek</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/satranc-dersleri-ilhami-cicek/" />
    <updated>2009-11-30T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/satranc-dersleri-ilhami-cicek/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;https://www.youtube.com/watch?v=D-mObYJWc_8&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/gy5DROqB00-225.webp&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/gy5DROqB00-225.jpeg&quot; alt=&quot;ilhami-cicek&quot; title=&quot;ilhami-cicek&quot; width=&quot;225&quot; height=&quot;300&quot;&gt;&lt;/picture&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;uzun bir nehirdir satranç kıvrak ve uzatarak boynunu nice güneş batışını yerinde görmüş boynunu oysa veba tarihçileri bilmemişlerdir her karenin bir karşı veba girişimi olduğunu&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği bir oyundur satranç&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış artık dönüş yoktur kuşku bağışlanmasa da tedirginlik doğal sayılabilir ancak yürümenin dışında bütün eylemlerin adı kaçış kaçış kaçıştır&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;çapraz özgürlüklerinde filler acılardan yapılmış bir alanda ne zaman ki esrirler yazsak defterlere sığar mıydı şah açmazında vezirin ölümcül tutkusunu yerine göre piyon da bir tufandır içinde hep bir vezir sürekli mahzun düz gider çapraz vurulur ve uzun uzun günbatımlarını çağrıştırır&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;hüznü uçlarından dolanıp yalın sıçrayışlarıyla piyonlar arasından ürkek ama cesur ama sevimli açsa duyargalarını o tarihsel şiire iyi bir oyuncu en çok atları sever&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;sen ey atını kaybeden oyuncu bir ilkyazdan koca bir güzyontan adam bırak oyunu&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;artık öyle bir ıssızlık düşle ki içinde yeryüzünü kişnesin bizim atlar&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2 nicoldu onca oyuncu oyarak ette oyuk seyirmesinden oyun kurarlardı&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;kaçıp da süleymandan kaf dağında otururdu anka nicoldu&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;o mağrur gemiler ki açıklarda güneşin şanla her akşam ufala ufala battığı suların kabarıp taşarak savrulduğu oradan kesik bir insan başı gibi taşra düşüp helak oldular&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ün geldi ey iskender çok acaip gördün ömrün tükendi geri dön ürktü ki endişe dünyadandır ve hayal hiçtir sözü onun …avda yine geri dön bu son yoksa öleceksin gurbette dedi ses ve işitip ağladı o koca iskender ki tuhaf matlar yapardı mat oldu olağan biçimde&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;artık anlaşılmıştır günün akşamlılığı kesin mat yok iyi oyun vardır sadece ve satranç aslında dalgınların oyunudur dalgının ölüm karşısındaki sükuneti düşmana ölümün dehşetinden korkuludur&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;eğilip o oyuncu uzatsa boynunu buyruğa&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;taşlar sürüldüğünde kaleyi buyruksuz düşündü mü kişi demek ki bütündür sallantıda demek ki gök de anlaşılmaz bir biçimde ölü cinayetlerde yeryüzüne paramparça dağılmıştır aşk ve umut dağılmıştır koygun bir gece gibi günü kaplayan sevgilinin gözlerindeki zeytin siyahını o oylum oylum kabarık şiiri kaplayan bir şeyse buyruksuzluk taşlar sürüldüğünde alıp kişiyi kayalar çarpar buyruksuzluk&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;çağı binip cübbesinden gözükara süvariler çıkaran o beyaz taş oyuncusunu nerde bulmalı tutup üzengisinden öpüp koklamalı&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;3 söyleyelim eBİR ha in dir eSekiz yok yok ayrı bir düşman falan genç çeri ey e hattındaki budala -Tanrım ne saflık-&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;bir ara dilim sürçse de at kıskacını anlatsam desem ki Ha- derler ki kemik atıyor köpek resmine bu adam&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;anlat apaçık olanı gecedir halk etinin önünde anlam katledilmiştir&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;vardın söylemezler otlar çok sutün düştü nice bir taş ne zamana yetiştin&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;aykırı sür çalka de ki ey at kıskacı kabaran ateş almış ve ey at kıskacı diye bağırarak o oyuncu oynadığında seni konuş benimle sana hizmet danışayım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;4 hüzüm yalındır-dağdan aparılmış kar topakları gibi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;yel ki ince ipince bir teldir kopmuştur&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;insan azar azar kopmuştur&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;yalnız hüznü vardır kalbi olanın hüzün öylece orta yerdedir tuhaf bir yarma yaşanıyordur çepçevre şeytan kilitleri&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;sınav&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;5 bir oyuna rasgeldim her taşı yakup hüznü&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;anlat bu boşalmış at hüzündür&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;yanında kalfa çırak ben bir oyuncu tanıdım daha ataktı&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;gördüm ki çatlıyordu kara kuzgun&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;kabusa beyaz bir su oyuluyordu&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;‘ve sabır olmasaydı yeryüzünde birgün kalınabilir miydi?’&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;6 bu hüznün mesnevisi yazılmadı gürbüz tarhlar öldü o ceylanda bir kaç minyatür mütekeddir -de bana bu esrime bu koygun minyatür yalnızlığından başka nedir-oysa kocamandır aşk usanç hep eksiler alanında olup biten bir şeydir parçala bu trajik geçidi o taşı sür ey insan taşı taş-çünkü saat sınanan bir süreçtir ve atlar yanıldıklarında kaygan o karangu duvarına çarpıp kuşkunun düşer ölü atlar&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;çünkü satrançta çünkü orada ve burada her zaman öğretidir zaman aşkın da katları vardır-kadim kabarık bir öyküdür alınyazısı&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ey aşk elbet başındasındır bela kitabının ne çok dilin var gece ki anlamadı şu anda o ibrahim ve ishak yargıç yok taşı kim atacak leyla bilmez mi gerekli olduğunu diye döğünüp duran gece ki ey gece o külli aynalar seni ararlar ıssız bir hat fotoğrafın dan sana çıktım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;oynanan göstermelik bir sonoyunuydu aldandın ağır taşlar verdik …ve ay seni bulduğunda yani ki kanıtladığında kendini ben müthiş bir başlık atacağım şiirime sevgili gecem diye 7 şebçerağ söndü mü diye bir ses&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;sahi şebçerağ nerde iskender! iskender! diye bir ünlem&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;bu nasıl iskender aramaz bengisuyu diye bir hüzün&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;‘hişt! dostlarıma şunu haber ver denize açıldım ve gemim parça parça oldu’ diye bir im denli narindir intikam&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;intikam içli bir marştır gerçekte bir ara ses aygıtını yırtarak çıkarılırdı o şimdi dışlanmış bir taş olarak karlı kış gecelerinde acılı bir genç şairin her geçişte hüznüne tanık olduğu metruk bir kümbet denli müşahhas aşktır-ve o ne rahim bir yürüyüştür gecede&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;(o yıllar bir ressam tanırdım gök çizemezdi yüksek evler yapardı yitik kadın yüzleri- bir güm o kentin -tarihsel bir kenttir- o çarşısındaki hasır iskemleli kahvede onu bir cenini çizerken ağlar gördüm bütün öğeleri belliydi ama neden gözsüz ama neden bir kaleden artmış kapı tokmağı gibi ıssız ve dokunaklı diye sormadım çünkü ben ağlayanları severim ve güzeldir ağlamak denebilir ki- bir insan en çok ağlarken güzeldir vakit de akşamdı dışarda kar vardı kar yüzyıllardır alabildiğine vardı insanlar doğar konardı konar göçerdi sonra o bütün resimlerini yırttı- birden kaybolmuştu arıyor diye duydum bir şeyi çağın unutturmak istediği belki derin bir gök resmini ye’si biçen o eşsiz kılıncı gürbüz hamleyi)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;bu taşı da sürüyorum koyar gibi o güzel yapının üstüne ya da komaz gibi taş üstüne taş (ben daha çok taşları mı anlıyorum nedir ve nedir taş- çakmak taşı satranç taşı sapan taşı göktaşı) reddetmek gerekiyor kimi taşları ve şeyleri&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;sözgelimi sapan taşını -o göz çıkarır sadece- ortadaki gökkasabı gökdeleni tanrısız tecimevlerini caminin hemen önündeki ana caddedeki aykırı kadın salınışını yanlış konumunu gülün evlerde bahçelerde ve hatta parklarını bile bu taş mekanın reddetmek gerekiyor&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;çağa çıktığımda kan- çoğalan bir suret ve kendini ta içerlerde bir yerin üşüyor-duymuyormusundur yinelenir durur -şu sanki ne diye- akşam ki dönüp nefsini içine tuttuğun yüzündür senin yüzün -paramparça bölük pörçüktür şu kuytu kalabalıkta şu yalnızlıkta ivedi ve kirlisarı dişiliğini kullanıyordur kuşku lüks oteller gibi kuşku kuşku&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;(çağı deştiğimde o yüz diyor yoruldum -aynalar gösterebilir mi hiç -bana sonumu nedensiz başladım oyunculuğa bitireceğim raslantıyla -oyunumu dostlarım da var -intiharlar her akşam ıslak-yapışkan saçlarıyla girip odama paniğimden pay toplarlar)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;azaldı halk içinde yüzdeki ben gibiler eldeki siğile çıbana -etin yumuşak bir yerinden sökün eden- döndü halk ve cüzzam ne yürüdü ve hep bir yaprak değil miyiz ki bir zaman yarıp çıkmak serüveninde özdalımızı topu topu bir mevsimi yaşarız işte müşa’şa’ bir sonbahar figüranıyız hepimiz de ve cüzzam ne gün yürüdü sormalı değil mi ki ebabil adil bir infazın adıdır ve insan -ne şu ne bu- iyioyunundan sorulmayacak mıdır 8 (kıstak) her dakika henüz ölmüş gibi ebuzer kimsesizsindir içlemin gamevi ay emek&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;kesik kesik solur avcının elegözlü nesnesi kaybettiğin divit -kırdır faniliğindir o ağaç ki zekeriya onda saklıydı&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;yazı ebediyyen vardır -ortadaki göçük içerdeki dehşet pusudaki bungu kıyım mahzen kan - çok kandil kırılmış -sanki geç herşey için – niçin ertelenir sanır insan herşeyi öyle sanır – yeniden han o ölümsüzlük gibi mutantan taş – düşmüş vardır – orada nasılsalar öyle apaçık kırıktırlar&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;dili faldır aşkın ey taş&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Satranç Dersleri, İlhami Çiçek Kaynak: Edebiyat Dergisi Yayınları&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Sanatçının bir niteliğini vurgulamak için söylenen ‘çağın tanığı olmak’ sözünü biliyoruz. Sanıyorum buradaki tanıklığı, sonucu değiştirecek bir etkinlik olarak anlamak gerekiyor. ‘Çağın tanığı’ bir sanatçı olarak ya da çağı yaşayan bir insan olarak çağımızı nasıl algılayıp yorumluyorsunuz?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her insan çağından sorumludur. Bu bağlamda düşünüyorum ‘tanıklık’ olgusunu. İnandığım Öğreti, beni sorumluluk’la boyutlandırıyor. Çağın tanığı olmam, bu boyutun gereğidir. Saptamakla birlikte, soruşturmayı ve yargılamayı da içeren bir etkinliktir çağın tanığı olmak. Sonucu doğrudan etkiler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çağımız korku çağıdır. Umut’la dengelenmediği için, erdem’e yer yok bünyesinde. Korkunç bir biçimde ‘sınırsız ilerleme’ melankolisiyle başı dönmüş. Bu yüzden hiçbir kutsal tanımıyor. Maddesel ve duygusal olanı abartarak, Tanrısalı yadsıyan bir uygarlık yönlendiriyor bu çağı Batı uygarlığı. Çağdaş bilim özerklik savlarıyla aşkınlığa inanmıyor. İnsan yalnız. Bütün ilişkilerinde eşyanın gölgesi. İnsanın temel eğilimleriyle, çağın eğilimlerinin böylesine çeliştiği bir başka çağ var mı sorusu hızla gündemlere giriyor. Ben bu çağa yön veren Batı uygarlığının, çağın başlarındaki etkinliğinin kalmadığına, çöküş sürecinde bulunduğuna inanıyorum. Kokuşma öylesine yoğun ki güncel insanın da dikkatinden kaçmıyor. Artık insanlar, ahlakî ilerleme gibi duygusallıklar bir yana, maddesel bir ilerlemeden bile kuşku duyuyorlar. Madde kocamanlaştıkça kendi sonunu da hazırlıyor. Bu anlaşıldı. Ahlakî ilerlemeye başından beri kimse inanmıyordu zaten. Eşya sarasına tutuldu bir ara insan. Geçiyor işte. Tanrı gereksinimi çığ gibi büyümektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Konuşmamıza başlarken ‘Her insan çağından sorumludur’ dediniz. Çağımızdaki iletişim teknolojisiyle insanın bu sorumluluğu arasında bir ilgi kurabilir miyiz?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Elbette. Çağın bir özelliği de sorumluluk kavramına evrensel bir nitelik kazandırmasıdır. Olup biten her şey anında ulaşıyor size. İletişim teknolojisi hazır. Yeryüzüyle bitişiyorsunuz âdeta. Gerçeğin dehşeti sizi kıskıvrak yakalayıveriyor. Kaçamıyorsunuz, tanıksınız. Bu da sizi bir derinleşme ve durum alma sürecine sokuyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hep böyle olumlu mudur iletişim teknolojisinin sorumluluğumuz üzerindeki etkisi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Değil tabii. Onun bu emir kulu görünümüne pek aldanmamak gerekiyor. Yaman bir dikkat avcısıdır da o. Konumunun bilincinde olamayan insanı çabucak ağına takabilir. Salt bu yüzden insanların büyük çoğunluğu dikkatlerinde özgür değillerdir. Bir insan bir kere dikkatini kaybedince bir daha zor toparlıyor kendini. İletişim de öyle yapıyor: Neyi öğrenmemiz gerektiğini belirlerken, tepkilerinize de el koymayı savsaklamıyor. Devinme alanı olarak bir kısır döngü bırakıyor önünüze. İnsan çok uyanık bulunmalı ki bu çemberden koruyabilsin kendini. Bir şeyi vurgulamak isterim burada: Bu çember sorumluluğun, konumunun bilincinde olan insan için atını coşkuyla sürebileceği bir alandır da aynı zamanda.Şiirin sanat etkinlikleri içinde özel bir önemi olmuştur hep. Çünkü şiirin iç zenginlikleri bulgulamamızda, olgunlaşmamızda, bilinçlenmemizde daha etkili olduğu kanısındayızdır. Şiire böylesi özel bir önem verdiğimize göre, insana ulaşmamızda şiir nasıl bir işlev yükleniyor?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Düzyazının sözcükleri mantıksal bir düzlemde seyreder. Etkisi de mantıksaldır. Şiirse bir yoğunlaştırmadır. Sözcükler dönüşür, içe doğru sokulgan bir yapı kazanır onda. Yaşam şiirde yoğunlaşmış olarak vardır. Bütün öteki yazı türlerinde anlatılanların özü şiirde vardır, ama o daha çok anlatılmaz olanın, sözün dile getiremediğinin arkasındadır. Sürekli içsel devingenliğimizi yorumlaması bundandır. İç serüvenimizin saydam bir parçasıdır o. Görünür gerçeği hep aşar, aşmalıdır; yoksa çürür dar açılarda, insanın özündeki bilgeliği temaşa edemeden dağılır gider. Her insanda özündeki bilgeliğe ulaşma tutkusu olduğuna inanıyorum. Şiir çok elverişli bu tutkuyu yönlendirmeye. İnsana ulaşmamızda şiir nasıl bir işlev yükleniyor diyorsunuz. Söyleyeyim: İbrahim’in yaptığını yapmak; öz’ü örten her şeyi kırmak yani.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Köklü bir şiir geleneğimiz var. Değişen koşullar önünde bu geleneğe nasıl yaklaşırsak, ondan yararlanılabilir?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uygarlık bağlamında irdelememiz gerekiyor gelenek olgusunu. Uygarlık ki onsuz olunamayan şey’dir, gelenekler taşıyor işte bu şey’i, kuşaktan kuşağa, çağdan çağa. Şiir geleneğimiz; biçimiyle olsun, içeriğiyle olsun, uygarlığımızın ayrılmaz bir öğesidir. Bu yüzden, tarihsel şiirimizi salt bir malzeme yığını olarak değerlendirmemeliyiz, onu oluşturan özsu’yu, kendi bağlamı içinde kavramaya çalışmalıyız. Yüzyıllarca o üçleme (tekke, divan, halk) besledi bizi. Öğretimizden aldığı kanla; yaşamımızı, dünya görüşümüzü; doğum, ölüm, öte vb. olguları algılayışımızı biçimlendirdi. Tuhaf değil mi; ona karşı olanların, onu statik bir olgular bütünü diye görerek silip süpürmek, yaşamdan bütünüyle koparmak isteyenlerin bile, ondan beslendiğine tanık oluyoruz zaman zaman. Koşullar eskitemedi bu şiiri.Tarihsel şiirimizden bize kadar ulaşan bir duyarlık birikimimiz var. Yeni algılamalarımızla geliştirmeliyiz, yetkinleştirmeliyiz bu birikimi. Çağdaş şiirimizin bir türlü insanî olamayışının kökünde bu birikime yabancılık yatar. Duyarlık, duygululuk’u aşan bir şeydir. Etkindir, bir tavırdır. Algılar, ayıklanır, değerlendirilir, bir tavra dönüştürülür. Bizim duyarlığımızı, Öğretisel bütün biçimlendirir. Tarihsel şiirimiz de oradan emmiştir. Türk şiiri iki yüzyıldan beri bir duyarlık yabancılaşması şiiridir. Tabii doğrudan uygarlık seçimiyle ilgili bu da.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İçeriğinin yanı sıra biçimsel zenginliklerle de doludur şiir geleneğimiz. Yapay öykünmelere düşmeden onlardan da yararlanabilmeliyiz kuşkusuz. O öz’ü, o duyarlığı içimizde köz gibi duyumsayarak!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çürüyen, kişiliksizleşen çağımız insanının yeniden insanîliği bulmasında sanatın, edebiyatın öncülüğüne inanıyoruz. Sanat, edebiyat bu öncülük niteliğini nereden alıyor? Yaşadığımız kâbusun kökeninde sanatın edebiyatın yabancılaştırılması yatıyor. Fethi Gemuhluoğlu güzel söyler: ‘Kişi düştüğü yerden kalkar ayağa (…) sanatla başladı yurdumuzda yabancılaşma; gene sanatla atılacak yurt dışına.’ (Bağlanma, Nuri Pakdil)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu da var; sanatçı yoğunlaşmış ulustur. Ulusun hüznü, sevinci, tarihi, korku ve tutkuları,- geleceğe ilişkin düşleri onda yoğunlaşmış olarak vardır. işte buradan kaynaklanıyor sanat, edebiyat yapıtlarının içe işleyen, değiştiren özelliği, öncülük niteliği. Diyelim aykırı bir yaşam biçimine zorlanmış, belleği boşaltılmış, duyarlığı alınmış bir toplum var. Çabucak unutuyor her şeyi; baskıları, yıldırıları, işkenceleri… nasıl devindirilebilir bu toplum. Elbette sanatın, edebiyatın öncülüğüyle. Başka türlü insanı içinden kavramanın, sarsıp silkelemenin olanağı yok. ‘Öz’, sanat edebiyatla bilinç düzeyinde algılanabiliyor ancak. Şaşırtılmış duyargaları onararak, bir düzene sokup yönlendirebiliyor sanat ve edebiyat.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;‘Satranç Dersleri’ adlı bir dizi şiirinizde satranç oyunundan yola çıkarak, tarihten kimi kesitler sunuyorsunuz. Satranç, oyun niteliğini yitirip tarihe dönüşüyor âdeta. Çağımızı, tarihin kimi geçmiş çağlarıyla benzeştirerek daha iyi anlayıp yorumlayabildiğimiz gerçeği de var. Satranç, oyun, tarih, şiir ve çağımız arasındaki bu çok boyutlu ilişkiyi nasıl kuruyorsunuz?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;An’lar birbirini kovalıyor ve biz buna zaman diyoruz. Narin kesit’ler… Devine devine saatleri, mevsimleri, yılları oluşturuyorlar. Hep akarlar mı böyle? Yoo, hiçte zorunlu değiller. Kesilebilir de bu akış, başa alınarak yeniden yaşatılabilir de. Ben an’ın içindeyim ve sorumluyum. Seçebilirim; bu konuda donatılarak yaratılmışım. Zaten sorumluluğum da mutlaka seçim yapmamı gerektiriyor. Görüyorum ki geride katlana katlana gelen, bana eklenen, benim ona eklediğim bir birikim var: Tarih. Seçiyorum; ben bu birikimsiz olamam. Şiir de öyle. Her şey öyle değil mi bir bakıma? İnsan, şiir,… deniz bile. Öyleyse tarihi konumlamam gerekiyor varoluş sınavından geçebilmem için. Beni sorumluluk’la boyutlandıran Öğretisel bilinçle yaklaşıyorum tarihe. Şiirin insana ulaşması, onu kalbinden kavraması da buna bağlı. Yoksa kör olur gözleri şiirin. Bir yaşantıdır, ‘bir ince akım’ı yaşamlaştırmanın uzun serüvenidir şiir. Bir ’akım’; yüzeye pek yansımayan derinlerden süren bir dalga; insanı yakan, estiren, kıpırdatan bir şey… Nuri Pakdil şöyle der Biat II’de: “Şiir ancak ‘tarihi yonta yonta’ bir akımı geçirmeye başlar.Bunu yapmak istedim ben de, ‘Satranç Dersleri’ dizi şiirinde. Tarih anlatmadım tabii. Tarih, şiir içinde duyumsatılabilir bir boyut olarak belirir ancak. İsteseniz de anlatamazsınız. Sözcüklerle yazmıyor musunuz? Oysa sözcükler, şiire girer girmez imgelere ve ritmik biçimlere dönüşürler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Satranç oyununu kullanmam rastlantı değil. Geometrik bir tarih âdeta satranç. Yaşama tam denk düşüyor. Yaşam da bir geometridir, evet, ama epeydir yüzü çizik çizik bir ‘satıh’ görünümünde.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir de oyun sözcüğü… şiirli, katı, acımasız, yoğun çağrışımlı bir sözcük oyun sözcüğü. Sonra oyuncu, çağ’dır. Satranç oyununun kendisi de bir şiirdir. Oynarken bilinçle yenildiğim olur. Karşı taraf şahımı sıkıştırdıkça fevkâlade anlar yaşarım. Bütün bunlardan yararlandım elbet. Çağımdan, tarihe, Öğretiye sürekli göndermelerde bulunarak bir oyun kurmak istedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;(*) Bu konuşma metni, bitmemiş bir biçimde İlhami ÇİÇEK’in notları arasından çıkmıştır. Kitabının yayımlanmasından hemen sonra, ‘Edebiyat Dergisi’nde yayımlanmak üzere hazırladığı anlaşılmaktadır. Soruları muhtemelen, İstanbul’daki arkadaşlarından biri yazılı olarak vermiş, kendisi de cevapları yazılı olarak hazırlamayı düşünmüş olabilir. Biz, o zamanlar, kitabı çıkan arkadaşlarımızın bir konuşmasını Edebiyat Dergisi’nde yayımlıyorduk. Bu konuşma, ölümünden çok kusa bir süre önce yapılmış olmalı. Kitabın yayımlanmasıyla ölümü arasındaki süre de çok kısadır zaten. (ih)&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Kaynak: &lt;a href=&quot;http://s.gokekin.com/satranc-dersleri-i/&quot;&gt;http://s.gokekin.com/satranc-dersleri-i/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Yüzyılın Oyununu Oynayan Çocuk</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/yuzyilin-oyununu-oynayan-cocuk/" />
    <updated>2009-11-02T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/yuzyilin-oyununu-oynayan-cocuk/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/TYmKcLXxT3-232.webp&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/TYmKcLXxT3-232.jpeg&quot; alt=&quot;bobby-fischer-1957&quot; title=&quot;bobby-fischer-1957&quot; width=&quot;232&quot; height=&quot;300&quot;&gt;&lt;/picture&gt;2008&#39;in ilk haftalarında satranç dünyası İzlanda&#39;dan gelen acı bir haberle sarsılmıştı. Unutulmaz dünya şampiyonu ve bazılarına göre gelmiş geçmiş en büyük satranççı olan ve dünya şampiyonluğunu kazandığı ülkede gözlerden uzak bir hayat sürmeye çalışan Robert James Bobby Fischer, böbrek yetmezliğinden vefat etmişti. 64 yaşında hayata gözlerini yuman ve 64 kareli heyecanlı oyunu milyonlara sevdiren satrancın ilk medya ikonu Fischer&#39;e satranç dünyası saygıyla veda etmişti. Henüz 13 yaşında Brooklynli, kısa pantolonlu bir çocukken ülkenin tanınmış satranççılarından Donald Byrne&#39;e yaptığı vezir fedası Fe6, satranç tarihinin unutulmaz hamleleri arasına girdi. Oyunda görece az bilinen Aa4 hamlesi, maçı inceleyen eski dünya şampiyonu Botvinnik ve 193040&#39;larda dünyanın en iyilerinden olan Fine&#39;ın dikkatinden kaçmamış. Satranca yeniden başlayanlara satrancı sevdirecek, dünya çapında oyuncuların hâlâ yorumlarken tarif etmekte zorlanacağı cinsten hamleler ikisi de... Böylece daha çocukken satranç dünyasını büyüleyen Fischer&#39;ın bu köşede ilk kez bir oyununa yer vererek, üstadı bir kez daha saygıyla selamlıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Analizler: &lt;a href=&quot;http://www.chessgames.com/perl/chessplayer?pid=18993&quot;&gt;Robert Wade&lt;/a&gt; (Sembollerin açıklamaları: +: Şah; #: Mat; !: İyi hamle; !!: Çok iyi hamle; ?!: Şüpheli hamle, x: Taş kırışması)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;41...Kc2 hamlesinin ardından sonra 13 yaşındaki Fischer &lt;strong&gt;Mat!&lt;/strong&gt; dedikten sonra ceketini giyip annesiyle birlikte salondan ayrılmış. 13 yaşındaki kısa pantolonlu Brooklynli çocuk, bir yıl sonra büyükusta oldu ve daha 1950&#39;li yılların sonlarında dünya çapında bir büyükusta haline geldi. Hikâyenin gerisi de malum... Bu maç ise satranç tarihinin unutulmazları arasına girdi ve yüzyılın oyunu seçildi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaynak: &lt;a href=&quot;http://arsiv.sabah.com.tr/2009/01/04/pz/haber,0594BE68B1A8427AAA4A03FDEB4D348B.html&quot;&gt;Pazar Sabah&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>İkametgah Değişikliği</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/ikametgah-degisikligi/" />
    <updated>2009-05-06T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/ikametgah-degisikligi/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;Askerlik görevini yapmak üzere bir süre için Çanakkale 116. Jandarma Er Eğitim Alayı&#39;nda olacağım.&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Tarski Teması Türkçe Dil dosyası</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/tarski-temasi-turkce-dil-dosyasi/" />
    <updated>2009-04-23T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/tarski-temasi-turkce-dil-dosyasi/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/L4TbF-jxha-300.webp&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/L4TbF-jxha-300.jpeg&quot; alt=&quot;tarski-24-release&quot; title=&quot;tarski-24-release&quot; width=&quot;300&quot; height=&quot;225&quot;&gt;&lt;/picture&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uzun süre önce çevirdiğim dil dosyasını şimdi yayınlayabiliyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Başka bir çeviriyi de Süleyman arkadaş yapmış: &lt;a href=&quot;http://www.suleymans.com/projects/tarski_turkish.rar&quot;&gt;http://www.suleymans.com/projects/tarski_turkish.rar&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>WordPress Mu için Türkçe Dil Dosyası</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/wordpress-mu-icin-turkce-dil-dosyasi/" />
    <updated>2009-02-15T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/wordpress-mu-icin-turkce-dil-dosyasi/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/0zK-yTD_dQ-300.webp&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/0zK-yTD_dQ-300.png&quot; alt=&quot;wordpress-mu-logo&quot; title=&quot;wordpress-mu-logo&quot; width=&quot;300&quot; height=&quot;84&quot;&gt;&lt;/picture&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;WordPress Mu&lt;/strong&gt; için Türkçe Dil Dosyası:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Henüz Türkçeleştirmesi yapılmadı. &lt;strong&gt;Wordpress Mu&lt;/strong&gt; için Po dosyası dağıtılmadığı için sadece dosyayı oluşturdum, böylece isteyenler çeviriyi yapabilirler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Dosya direkt olarak &lt;strong&gt;Wordpress Mu&lt;/strong&gt; kaynak dosyalarından oluşturulmuştur.&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Subscribe2 - WordPress için Mail Duyuru Sistemi</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/subscribe2-wordpress-icin-mail-duyuru-sistemi/" />
    <updated>2009-02-15T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/subscribe2-wordpress-icin-mail-duyuru-sistemi/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/dgHRaup2ZL-300.webp&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/dgHRaup2ZL-300.jpeg&quot; alt=&quot;subscribe2&quot; title=&quot;subscribe2&quot; width=&quot;300&quot; height=&quot;225&quot;&gt;&lt;/picture&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;WordPress için yazılan en başarılı mail bildirim sistemlerinden biri olan &lt;a href=&quot;http://subscribe2.wordpress.com/&quot;&gt;Subscribe2&lt;/a&gt;, feedburner&#39;ın popülerleşmesinden sonra önemini yitirmiş olacak ki dil paketi çok uzun süredir güncellenmiyordu. (1 sene önce neyse oydu.) Eksik olan ve eklentinin güncellenmesiyle birlikte değeri değişen bölümleri tekrar düzenledim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güncelleme 28 Eylül 2010,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;WordPress 3.0 ile gelen MultiSite desteğini de barındıran 6.0 versiyonu için türkçe dil dosyası yeniden düzenlendi.&lt;/p&gt;
&lt;h3&gt;Subscribe2 Türkçe Dil Dosyası&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;(İndirme dosyası artık mevcut değil.)&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Versiyon&lt;/strong&gt;: 6.0&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Dosya boyutu&lt;/strong&gt;: 18.2 kb.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Dil&lt;/strong&gt;: Türkçe&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Güncellenme&lt;/strong&gt;: 28 Eylül 2010&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Yükleme Notu&lt;/strong&gt;:&lt;br&gt;
Subscribe2 çok sık olmasa da güncelleniyor. Bu güncellemeler sırasında da eklenti dizinine atılan dil dosyaları siliniyor ve ne yazık ki dosyaları tekrar tekrar siteye yüklemek yorucu bir uğraş. Bu sebeple dil dosyalarını bağımsız bir eklentiymiş gibi yüklenebilecek şekilde ayarladım. Tek yapmanız gereken dosyayı eklenti gibi kurup aktifleştirmek. Daha sonra subscribe2 güncellemelerini korkmadan yapabilirsiniz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Sandbox Teması için Türkçe Dil Dosyası</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/sandbox-temasi-icin-turkce-dil-dosyasi/" />
    <updated>2009-01-19T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/sandbox-temasi-icin-turkce-dil-dosyasi/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;Daha önce Sandbox 1.3 için yaptığım çeviriyi güncel sürüm olan 1.6 için tekrar düzenledim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://wordpress.org/extend/themes/sandbox&quot;&gt;Sandbox&lt;/a&gt; &amp;quot;Minimalist&amp;quot; temaların kalesi durumunda. Temanın en büyük özelliğinin css sınıf (css-class) yazma motoru olduğunu söyleyen geliştiriciler bir de &lt;a href=&quot;http://www.sndbx.org/results/designs/&quot;&gt;tema yarışması&lt;/a&gt; düzenlemişler. Birçok tasarımcının tema için stil dosyası oluşturmasını sağlamışlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çeviride gördüğünüz aksaklıkları bildirirseniz gerekli düzeltmeleri yapabilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;25 Şubat 2009 - Gücelleme - Çevirideki birkaç anlam bozukluğu düzeltildi.&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>BuddyPress Türkçe Dil Dosyası</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/buddypress-turkce-dil-dosyasi/" />
    <updated>2009-01-19T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/buddypress-turkce-dil-dosyasi/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;Core 1.0b1 &#39;den önceki versiyon - buddypress-tr_TR &lt;em&gt;(indirme dosyası artık mevcut değil)&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>WordPress MU Sitewide Tags Pages 0.3.1 - Türkçe</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/wordpress-mu-sitewide-tags-pages-031-turkce/" />
    <updated>2008-12-28T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/wordpress-mu-sitewide-tags-pages-031-turkce/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;Wordpress Mu (&lt;strong&gt;WPMU&lt;/strong&gt;) için yazılmış olan en etkili eklentilerden biri olan &lt;strong&gt;WordPress MU Sitewide Tags Pages&lt;/strong&gt; bütün alt bloglardaki yazıları bir blogda toplayarak site geneli için etiket sayfaları ve son yazılar sayfasını kolayca ve performans kaybı olmaksızın (sadece etiket blogunun veritabanı sorgulandığı için) oluşturmanızı sağlıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eklenti &lt;a href=&quot;http://ocaoimh.ie/wordpress-mu-sitewide-tags/&quot;&gt;ana sayfası&lt;/a&gt;, eklenti &lt;a href=&quot;http://wordpress.org/extend/plugins/wordpress-mu-sitewide-tags/&quot;&gt;indirme sayfası&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Daha önceden oluşturulmuş olan iletilerin etiket blogunda gösterilmesi için: Bu eklentiyi kurmalısınız: &lt;a href=&quot;http://plugins.paidtoblog.com/wpmu-power-tools/&quot;&gt;WpMu Power Tools&lt;/a&gt; Daha sonraysa eklenti sayfasına giderek (Php Executor) bütün blogları seçip &amp;quot;all blogs&amp;quot; aşağıdaki siteden aldığınız php kodunu çalıştırmanız gerekiyor. &lt;a href=&quot;http://pastebin.com/fe375d1&quot;&gt;http://pastebin.com/fe375d1&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Kullandığınız temada orjinal yazının bulunduğu site adı ve adresini kullanabilmek için, bu bilgilerin özel alan olarak nasıl eklenebileceğini anlatan bir yazı: &lt;a href=&quot;http://tekne.ecletticamente.eu/wordpress/wordpress-mu-sitewide-tags-pages/&quot;&gt;http://tekne.ecletticamente.eu/wordpress/wordpress-mu-sitewide-tags-pages/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>WpMu için Google Analytics - Türkçe</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/wpmu-icin-google-analytics-turkce/" />
    <updated>2008-12-12T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/wpmu-icin-google-analytics-turkce/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;strong&gt;WpMu&lt;/strong&gt; için yazılmış olan &lt;strong&gt;Google Analytics&lt;/strong&gt; eklentisinin &lt;strong&gt;Türkçe&lt;/strong&gt; ve örnek uygulaması yeniden düzenlenmiş hali.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Benim düzenlediğim dosya: &lt;strong&gt;Google Analytics - Türkçe&lt;/strong&gt;, birçok kere indirildi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eklentinin İngilizce versiyonu : &lt;a href=&quot;http://www.be-lifted.com/posts/google-analytics-plugin-for-wordpress-mu-revised-english/&quot;&gt;http://www.be-lifted.com/posts/google-analytics-plugin-for-wordpress-mu-revised-english/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>AHP Sitewide Recent Posts for WPMU - Valid Xhtml</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/ahp-sitewide-recent-posts-for-wpmu-valid-xhtml/" />
    <updated>2008-12-12T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/ahp-sitewide-recent-posts-for-wpmu-valid-xhtml/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;AHP &lt;strong&gt;Sitewide&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Recent Posts&lt;/strong&gt; for &lt;strong&gt;WPMU&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;WpMu&lt;/strong&gt; için gerçekten çok gerekli ve etkin yazılmış bir eklenti. eklentiyi kurduğumda xhtml1-strict ile uyumlu olmadığını ve validasyon sorunları oluştuğunu gördüm. Kendimce bazı düzenlemeler yaptım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Benim düzenlediğim versiyon : , birçok kere indirildi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eklentinin orjinal versiyonu ve kullanım bilgileri için &lt;a href=&quot;http://www.metablog.us/blogging/ahp-recent-posts-plugin-for-wordpress-mu/&quot;&gt;AHP Sitewide Recent Posts for WPMU&lt;/a&gt; sayfasını ziyaret ediniz.&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Tarski Theme 2.3 için Türkçe Dil Dosyası</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/tarski-theme-23-icin-turkce-dil-dosyasi/" />
    <updated>2008-12-02T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/tarski-theme-23-icin-turkce-dil-dosyasi/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://abdullaharik.com/tarski-temasi-turkce-dil-dosyasi/&quot;&gt;Tarski Teması&#39;nın güncel çevirisini buradan indirebilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Atak Satranç&#39;ın Sitesi Açıldı - AtakSatranc.com</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/atak-satranc-izmir-satranc-kursu/" />
    <updated>2008-09-20T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/atak-satranc-izmir-satranc-kursu/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/ti9XW2N77w-300.webp&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/ti9XW2N77w-300.png&quot; alt=&quot;Atak Satranç Eğitim Spor Klübü sitesi ekran görüntüsü&quot; title=&quot;Atak Satranç Egitim Spor Kulübü&quot; width=&quot;300&quot; height=&quot;203&quot;&gt;&lt;/picture&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://ataksatranc.com&quot;&gt;Atak Satranç Eğitim Spor Kulübü&lt;/a&gt; için yaptığım site. &lt;em&gt;Satranç Kursu&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Satranç Turnuvası&lt;/em&gt; düzenlenen merkezde birçok tecrübeli &lt;em&gt;Satranç Antrenörü&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Satranç Hakemi&lt;/em&gt; çalışmalar yapmakta.&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Düşün Satranç Merkezi Satranç Kursu</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/satranc-kursu-dusun-satranc-merkezi/" />
    <updated>2008-09-19T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/satranc-kursu-dusun-satranc-merkezi/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/weznbR3HD9-320.webp 320w, https://abdullaharik.com/img/weznbR3HD9-640.webp 640w&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/weznbR3HD9-320.jpeg&quot; alt=&quot;Düşün Satranç Merkezi - Aile Fotoğrafı&quot; title=&quot;Düşün Satranç Merkezi - Aile Fotoğrafı&quot; width=&quot;640&quot; height=&quot;480&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/weznbR3HD9-320.jpeg 320w, https://abdullaharik.com/img/weznbR3HD9-640.jpeg 640w&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;/picture&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir çok &lt;em&gt;satranç&lt;/em&gt; severin geçmişinde önemli bir yeri bulunan &lt;a href=&quot;http://www.dusunsatrancmerkezi.com.tr/&quot;&gt;&lt;em&gt;Düşün Satranç Merkezi&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, yeni dönem &lt;em&gt;satranç&lt;/em&gt; _kurs_larına başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kayıt ve Bilgi için: 0 232 484 48 14 - Emine Alpaslan&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Pale Blue Dot - Carl Sagan</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/pale-blue-dot-carl-sagan/" />
    <updated>2008-08-08T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/pale-blue-dot-carl-sagan/</id>
    <content type="html">&lt;div class=&quot;youtube-embed&quot; data-video-id=&quot;GO5FwsblpT8&quot;&gt;
  &lt;button class=&quot;youtube-embed__play&quot; type=&quot;button&quot; aria-label=&quot;Videoyu oynat&quot;&gt;&lt;/button&gt;
  &lt;noscript&gt;&lt;a class=&quot;youtube-embed__fallback&quot; href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=GO5FwsblpT8&quot;&gt;Videoyu YouTube&#39;da izle&lt;/a&gt;&lt;/noscript&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;Consider again that dot. That&#39;s here. That&#39;s home. That&#39;s us. On it everyone you love, everyone you know, everyone you ever heard of, every human being who ever was, lived out their lives. The aggregate of our joy and suffering, thousands of confident religions, ideologies, and economic doctrines, every hunter and forager, every hero and coward, every creator and destroyer of civilization, every king and peasant, every young couple in love, every mother and father, hopeful child, inventor and explorer, every teacher of morals, every corrupt politician, every &amp;quot;superstar,&amp;quot; every &amp;quot;supreme leader,&amp;quot; every saint and sinner in the history of our species lived there – on a mote of dust suspended in a sunbeam.The Earth is a very small stage in a vast cosmic arena. Think of the rivers of blood spilled by all those generals and emperors so that, in glory and triumph, they could become the momentary masters of a fraction of a dot. Think of the endless cruelties visited by the inhabitants of one corner of this pixel on the scarcely distinguishable inhabitants of some other corner, how frequent their misunderstandings, how eager they are to kill one another, how fervent their hatreds.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Our posturings, our imagined self-importance, the delusion that we have some privileged position in the Universe, are challenged by this point of pale light. Our planet is a lonely speck in the great enveloping cosmic dark. In our obscurity, in all this vastness, there is no hint that help will come from elsewhere to save us from ourselves.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;The Earth is the only world known so far to harbor life. There is nowhere else, at least in the near future, to which our species could migrate. Visit, yes. Settle, not yet. Like it or not, for the moment the Earth is where we make our stand.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;It has been said that astronomy is a humbling and character-building experience. There is perhaps no better demonstration of the folly of human conceits than this distant image of our tiny world. To me, it underscores our responsibility to deal more kindly with one another, and to preserve and cherish the &lt;em&gt;pale blue dot&lt;/em&gt;, the only home we&#39;ve ever known.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://youtu.be/GO5FwsblpT8&quot;&gt;Pale Blue Dot - Carl Sagan (YouTube)&lt;/a&gt; · &lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/Pale_Blue_Dot&quot;&gt;Wikipedia: Pale Blue Dot&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Dünyanın En Tuhaf Mahluku - Nazım Hikmet Ran</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/dunyanin-en-tuhaf-mahluku-nazim-hikmet-ran/" />
    <updated>2008-07-27T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/dunyanin-en-tuhaf-mahluku-nazim-hikmet-ran/</id>
    <content type="html">&lt;div class=&quot;youtube-embed&quot; data-video-id=&quot;MXnItP2l0_Y&quot;&gt;
  &lt;button class=&quot;youtube-embed__play&quot; type=&quot;button&quot; aria-label=&quot;Videoyu oynat&quot;&gt;&lt;/button&gt;
  &lt;noscript&gt;&lt;a class=&quot;youtube-embed__fallback&quot; href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=MXnItP2l0_Y&quot;&gt;Videoyu YouTube&#39;da izle&lt;/a&gt;&lt;/noscript&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;h3&gt;Dünyanın En Tuhaf Mahluku&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef. Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. _Dünyanın en tuhaf mahluku_sun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama — kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! Nazım Hikmet Ran - 1947&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>SerkanErgun.Org</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/serkan-ergun-org/" />
    <updated>2008-07-23T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/serkan-ergun-org/</id>
    <content type="html">&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://serkanergun.org/&quot;&gt;&lt;picture&gt;&lt;source type=&quot;image/webp&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/lPBwSsISZY-320.webp 320w, https://abdullaharik.com/img/lPBwSsISZY-400.webp 400w&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; src=&quot;https://abdullaharik.com/img/lPBwSsISZY-320.jpeg&quot; alt=&quot;SerkanErgun.Org&quot; title=&quot;serkanergun.org&quot; width=&quot;400&quot; height=&quot;265&quot; srcset=&quot;https://abdullaharik.com/img/lPBwSsISZY-320.jpeg 320w, https://abdullaharik.com/img/lPBwSsISZY-400.jpeg 400w&quot; sizes=&quot;(max-width: 42rem) 100vw, 42rem&quot;&gt;&lt;/picture&gt;&lt;/a&gt; İzmir&#39;li ressam &lt;a href=&quot;http://serkanergun.org/&quot;&gt;Serkan Ergün&lt;/a&gt; için yaptığım site.&lt;/p&gt;
</content>
  </entry>
  <entry>
    <title>Sevgi Duvarı - Can Yücel</title>
    <link href="https://abdullaharik.com/sevgi-duvari-can-yucel/" />
    <updated>2008-07-01T00:00:00Z</updated>
    <id>https://abdullaharik.com/sevgi-duvari-can-yucel/</id>
    <content type="html">&lt;div class=&quot;youtube-embed&quot; data-video-id=&quot;a7Ym7pTHbe0&quot;&gt;
  &lt;button class=&quot;youtube-embed__play&quot; type=&quot;button&quot; aria-label=&quot;Videoyu oynat&quot;&gt;&lt;/button&gt;
  &lt;noscript&gt;&lt;a class=&quot;youtube-embed__fallback&quot; href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=a7Ym7pTHbe0&quot;&gt;Videoyu YouTube&#39;da izle&lt;/a&gt;&lt;/noscript&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;h3&gt;Sevgi Duvarı&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi Dilimizde akşamdan kalma bir küfür Salonlar piyasalar sanat sevicileri Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni Yakanda bir amonyak çiçeği Yalnızlığım benim sidikli kontesim Ne kadar rezil olursak o kadar iyi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kumkapı meyhanelerine dadandık Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri Çöpcülerin elleriyle okşardım seni Yalnızlığım benim süpürge saçlım Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Baktım gökte bir kırmızı bir uçak Bol çelik bol yıldız bol insan Bir gece _Sevgi Duvarı_nı aştık Düştüğüm yer öyle açık seçik ki Başucumda bi sen varsın bi de evren Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi Yalnızlığım benim çoğul türkülerim Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Can Yücel&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Not: Can Yücel&#39;in kendi okuduğu &lt;em&gt;şiir&lt;/em&gt; ile, internette bulduğum &lt;em&gt;şiirde&lt;/em&gt; farklılıklar var. Tabii ki Üstad&#39;ın kendi okuduğu daha doğrudur diye düşünmekle beraber, &lt;em&gt;şiirin&lt;/em&gt; iki versiyonu olma ihtimali de var. Konuyu araştırıp daha sonra burada gerekli düzeltmeyi yapacağım.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
</content>
  </entry>
</feed>